8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN -HAYRETTİN SABIRLI

Bu haber 07 Mart 2019 - 20:49 'de eklendi ve 145 kişi okudu. kez görüntülendi.

Atatürk “Dünyada hiçbir milletin kadını, ’Ben Anadolu kadınından daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluş ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar himmet gösterdim’ diyemez” demek suretiyle kahraman kadınlarımızın değerini veciz bir şekilde ifade etmiş ve onları hak ettikleri şekilde onurlandırmıştır.

Tüm dünyada kadınların hak ve eşitlik istemlerini vurguladığı 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne kaynaklık eden olay, 8 Mart 1857 tarihinde New York’ta gerçekleşti.
Bugün, dünyanın pek çok ülkesinde kadınların toplumsal sorunları, çeşitli etkinliklerle dile getirilmekte ve bunların çözüm yolları üzerinde durulmaktadır.
Dünya Kadınlar Günü, bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde ve Belçika’da da, kadın sorunlarının gündeme getirilmesi, tartışılması ve bu sorunlara çözüm aranması için bir zemin sağlamaktadır.
Kadının ihmal edildiği bir toplumun varlığını sağlıklı bir şekilde sürdürmesinin mümkün olmadığına inanıyorum.
Geleneksel Türk toplumunda kadın daima, batı ve doğudaki diğer örneklerine göre oldukça ileri sayılabilecek bir konumda bulunmuştur.
Orhun abidelerindeki ifadelerden eski Türk Devletlerinin yönetimine kadar bunun bir çok örneğini görmek mümkündür.
Ancak, çağdaş gelişmeler doğrultusunda ülkemizde kadınlar; sosyal, kültürel ve ekonomik hayata iştirak için, Tanzimat Fermanından itibaren, özellikle de 19. Yüzyıl başından beri yoğun mücadele vermişlerdir.
Bu mücadele, cumhuriyetimizin ilanından sonra oldukça ileri bir düzeye ulaşmıştır.
Birinci ve İkinci Dünya Savaşı yılları arasında bazı ülkelerde anılması dahi yasaklanan Dünya Kadınlar Günü, Türkiye’de ilk kez 1921 yılında Meclisin açılışından 1 yıl sonra, henüz daha cumhuriyet ilan edilmeden “Emekçi Kadınlar Günü” olarak kutlanmaya başlanmıştır.
Tarih boyunca Türk kadını hayatın her safhasında erkeklerin yanında her türlü sorumlulukları paylaşmış, özellikle Kurtuluş Savaşı’nda, mücadelenin her döneminde bu kutsal savaşa destek vermiştir.
Kurtuluş savaşında düşman işgaline karşı ülkesini, canını ortaya koyarak koruyan, cepheye top ve mermi yetiştiren Anadolu kadını, adını dünya tarihine kahramanlığıyla, cesareti ile, fedakarlığıyla yazdırmıştır :
Kocası cephede, kendisi henüz 20 yaşında bir gelinken, kardeşini henüz şehit vermişken, 3 aylık bebeğini geride bırakıp Aziziye Tabya’sını savunmaya koşan Nene Hatun,
Halkı işgallere karşı durmaya davet eden etkileyici konuşmalarıyla bizzat Anadolu’ya çıkan Halide Edip, Halide Onbaşı,
Ömrü cephelerde savaşan babasının yanında geçen, henüz 12 yaşında onbaşı rütbesini alan Nezahat Onbaşı,
Kar yağarken cepheye götürdüğü top mermileri ıslanmasın diye üzerindeki paltosunu örten, ve kundaktaki bebesinin üzerine uzanarak soğuktan şehit olan Şerife Bacı…ve daha niceleri, bu kahraman kadınlar saymakla biter mi?
Atatürk “Dünyada hiçbir milletin kadını, ’Ben Anadolu kadınından daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluş ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar himmet gösterdim’ diyemez” demek suretiyle kahraman kadınlarımızın değerini veciz bir şekilde ifade etmiş ve onları hak ettikleri şekilde onurlandırmıştır.
Büyük Komutan’ın kendi annesi, vefakar Zübeyde Hanım’da 1919’da Anadolu’ya çıktığından beri görmediği ve üstelik Osmanlı Padişahı tarafından hakkında ölüm emri verildiğini öğrendiği oğlu Mustafa Kemal’e hasret yaşamış ve ancak vefatından kısa bir süre önce kavuşabilmiştir.
Bugün bu büyük kadınları da hürmetle anıyor, asla unutmayacağımız aziz hatıraları karşısında sevgi ve saygıyla eğiliyoruz.
Kadınlarımız cumhuriyet ve demokrasiyle birlikte haklarının büyük bir bölümüne kavuştu.
“Şuna kani olmak lazımdır ki, dünya üzerinde gördüğümüz her şey kadının eseridir” diyen Atatürk’ün desteğiyle yürütülen çalışmalar sonucu, kadınlarımız, diğer birçok ülkedeki hemcinslerine göre oldukça ileri bir konum elde etmişlerdir.
Türk kadınları, 1930 yılında belediye meclislerine, 1933 yılında muhtarlığa, 1934 yılında milletvekilliğine seçme ve seçilme hakkı elde etmişlerdir.
Nitekim günümüzde artık Türk kadını, sosyal hayat içinde aktif olarak yer almaya başladı. Çalışan, üreten kadınların sayısı hızla artıyor. Sadece Türkiye’de değil, dünya’nın pek çok ülkesinde her alanda başarılı kadınlarımız var. Öğretim üyeleri, bilim kadınları, hukukçular, sanatçılar, diplomatlar, siyasetçiler, doktorlar, öğretmenler… Ben inanıyorum ki, kadınlar her meslek dalında başarılı olabilirler, oluyorlar da.
Bu çerçevede; Belçika’da 50inci yılını kutlamaya hazırlanan Türk Toplumu, her alanda yetişen başarılı kadınlarımızla da son derece etkin bir konuma gelmektedir.
Kadın Dernekleri ve Sivil Toplum Kuruluşları Kadın Kolları’nın yürüttükleri eğitici ve etkin faaliyetler de, kamusal ve sosyal alanda büyük önem arzetmekte, Belçika-Türk toplumunu kaynaştıran ve şekillendiren son derece olumlu bir çizgide ilerlemektedir. Kendilerini bu anlamda yürekten destekliyor ve tebrik ediyorum.
Öte yandan, tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de kadınların pek çok sorunu var. Bu sorunlardan özellikle kadına yönelik şiddeti, “töre, gelenek, namus” davası adı altında meşrulaştırmaya kalkan zihniyeti bir kadın ve bir anne olarak reddediyor ve kınıyorum.
“Cennet anaların ayakları altındadır.” diyen bir medeniyetten geliyor olmamız ile bugün kadına yöneltilen şiddete dair aldığımız üzücü haberler arasında kabul edilemez bir çelişki vardır. Türk kadını “yerlerde sürünmeye değil, omuzlar üstünde yükselmeye” layıktır.
Kadınlar toplumu ileri götüren sosyal dinamiğin temel kaynağıdır.
Kadın, Annelik rolüyle bu dinamizme, yani ; yeni nesillere şekil verendir. Bu nedenle, kadına yapılan yatırım, aslında geleceğe yapılan yatırımdır.
Sevgili Hanımlar,
Sözlerime son verirken, geçmişi iyi okuyarak, ders alarak ama bu geçmişe takılıp kalmadan ileriye bakacağımız; daha iyi ve güzelliklerle anılacak bir dönem inşa etme kararlılığımızı bir kez daha vurgulamak istiyorum.
Burada bu kararlılığa verdiğiniz destek için ve katılımınız için hepinize teşekkür ederim.
Kadınlarımızın sorunlarından çok, başarılarını ve sevinçlerini konuşacağımız nice 8 Mart’larda buluşmak ümidiyle, hepinizi sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum.