MİSAFİRLİĞİN ÜÇ GÜNLÜĞÜ MAKBULDÜR!…

Bu haber 26 Temmuz 2018 - 15:40 'de eklendi ve 13.541 kişi okudu. kez görüntülendi.

Ülkemizde 2011 yılından bu yana Suriyeliler var. Sayıları da yaklaşık beş milyona dayandı. Yaklaşık bir o kadar da Ürdün’e gitti. Sığınmacıların Suriye’den çıkma nedenleri, ülkede başlayan terör saldırıları ve iç savaş.
2010 yılı öncesinde Suriye’de hiçbir sorun yoktu. Türkiye ile Suriye arasında çok yakın ilişkiler vardı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Suriye Cumhurbaşkanı Beşer Esad ailecek birbirlerine gidip geliyorlardı. İki ülke arasında deyim yerindeyse tam bir bahar havası vardı. Sınır boyunca döşeli bulunan mayınlar da kaldırılmıştı. İki ülke arasındaki ticaret hacmi üst noktalardaydı.

Peki ne oldu da iç savaş başladı Suriye’de?
ABD yetkilileri Suriye’den bazı isteklerde bulundular. Suriye yönetimi, ulusal çıkarlarına aykırı isteklere diplomatik dille olumsuz yanıt verdiler. Diğer taraftan Suriye’de dipten gelen dalga şeklinde demokrasi ve yeni bir anayasa isteyen muhalefet hareketi vardı. ABD, muhalefet hareketine gaz verdi ve sonrasında da kitlesel gösteriler başladı. Şam yönetimi, ortaya çıkan muhalefet hareketine sert yöntemlerle müdalale etmeye başladı. İş, giderek karşılıklı silahlı şiddete dönüştü. O sıralarda zamanın Dışişleri Bakanı Davutoğu bir iki kez Şam’a giderek Esad’la görüşerek çok partili sisteme geçilmesi, yeni bir anayasa yapılması yönünde telkinlerde bulundu. Bu arada çatışmalar Suriye’de hızla yayılıyordu. Aradan bir süre geçtikten sona Şam yönetimi yeni anayasa hazırlama, çok partili sisteme geçme hazırlıklarını başlattı ama şiddet yine durmadı. Burada ABD’nin gerçek amacı Suriye’ye çok partili düzen ve demokrasi getirmek değl; aksine Büyük Ortadoğu Projesi gereği Suriyeyi bölmekti. ABD, kendi karanlık emelleri gereği Türk yetkililerini Suriye’ye karşı sürekli kışkırttılar. Sürekli Türkiye’ye gaz verdiler. Maalesef bizim yetkililerimiz de ABD tarafından kandırıldılar ve Suriye yönetiminin altını oymak için ne gerekiyorsa yapmaktan kaçınmadılar. Şam’daki Emevi Camisi’de namaz kılmayı bile hayal ettiler. Diğer taraftan ABD ve İsrail projesi olan IŞİD adlı terör örgütü Irak’ta kuruldu. Zaman içerisinde bu örgütün Suriye’de yayılması, bazı kentleri kan dökerek ele geçirmelerinin önü açıldı. Süreç içersinde dünyanın pek çok ülkesinden seksen bin adet ruh sağlıkları bozuk teöristler sözde cihat yapmak bahanesi ile Suriye’deki IŞİD grubuna katıldı. IŞİD militanları son model silahlarla donatıldılar.

Yapılanlar ABD emperyalizminin Suriye’ye karşı işbilikçiler eliyle çullanışıydı. Emperyalizmin çullanışını gören Esad yönetimi, Rusya-İran ve Lübnan Hizbullah’ı ile anlaşmalar yaptı. Böylelikle elini güçlendiren Esad, IŞİD teröristlerine karşı mücadeleye başladı. Böylesine kaos ortamını fırsat bilen PYD- PKK Suriye’nin kuzeyinde kantonlar oluşturmaya yüz tuttu.

Şu andaki durumda beklenin aksine Esad yıkılamadı, Aksine ülkesindeki IŞİD terörünü büyük ölçüde yendi. Muhalif gruplarla büyük ölçüde uzlaşarak anlaşma sağladı. Sadece PYD sorunu kaldı halledilemeyen. Onun da nedeni, Suriye’nin kuzeyinde Membiç’te ve farklı yerlerde ABD üslerinin olması ve PYD’nin de ABD güçlerinin arkalarına saklanmasıdır.

Sonuç olarak BOP Projesinin Suriye ayağı büyük ölçüde çöktü. ABD’nin hayaleri kursaklarında kaldı. Elbette ABD uzun vadeli plan ve projelerinden vazgeçmeyecektir. Fakat işi zordur.
Geçenlerde gazetede okudum, Suriye Devlet Başkanı Beşer Esad, ülkesinden terör nedeniyle Türkiye’ye ve Ürdün’e kaçan yurttaşlarını geri çağırıyordu. “Terörü bitirdik artık güven içinde ülkemize geri dönebilirsiniz.” diyordu.

Esad’ın mücadele ederek ülkesini terörden kurtarması, ülkesinin bütünlüğünü koruması, Türkiye için şanstır. Çünkü; Suriye’nin bölünmesi demek, bölgedeki tüm ülkelerin bölünmesi ve büyük kargaşanın oluşması anlamına gelmektedir. Diğer taraftan yedi yıldan bu yana ülkemize gelen Suriyelilere yapılan masraf, yaklaşık sekiz milyar dolardır. Bu para ile neler yapıabilrdi? Bilmem kaç tane fabrika yapılabilirdi. Savunma sanayi güçlendirilebilirdi. Halkın refah düzeyi yükseltilebilrdi.

Misafirliğin üç günlüğü makbuldür. Yedi yıl bir ülkede kalmak, misafirlik değildir. Yapılması gereken, hazır Esad’ın kendi vatandaşlarını geri çağırmışken hemen Suriye yönetimi ile anlaşarak ülkemizde bulunan beş milyona yakın Suriye yurttaşını güvenli bir şekilde Suriye’nin güvenlikli yerlerine yerleştirmenin alt yapısını oluşturmaktır. Ayrıca Suriyeliler için harcadığımız yaklaşık sekiz milyar dolar para, Suriye yönetiminden talep edilmelidir.

Mustafa Aksu
Eğitimci